Page 7 - Türkiye'de Ensest
P. 7
Türkiye'de Aile İçi Cinsel İstismar (Ensest) Vakaları:
Mevcut Durum, Ruhsal Etkiler ve Uluslararası Hukuki Karşılaştırmalar Raporu
III. Türkiye'de Çocuk Cinsel İstismarı
ve Ensest Vakalarına İlişkin Resmi
İstatistikler ve Genel Durum
Genel Eğilimler ve Türkiye'de Çocuk Cinsel İstismarı Vakalarındaki Artış
Türkiye'de çocuk cinsel istismarı vakaları, resmi verilere göre endişe verici bir artış eğilimi
göstermektedir. TÜİK verilerine göre, cinsel istismara maruz bırakılan çocuk sayısı 2014
yılında 11.095 iken, 2017 yılında 18.623'e yükselmiştir.8 Güvenlik birimlerine gelen veya
getirilen çocukların karıştığı olay sayısı da genel olarak artış göstermiştir; 2021 yılında 2020
yılına göre %10,8 artışla 499.319 olay, 2022 yılında ise 2021 yılına göre %20,5 artışla 601.754 olay
kaydedilmiştir.9 Bu olayların önemli bir kısmını suç mağduru çocuklar oluşturmaktadır.
Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verileri de bu artışı desteklemektedir; çocuk cinsel
istismarı hükümlülerinin yüzdesi 2006'da %42,5 iken, 2016'da %58,8'e yükselmiştir.11 Cinsel
suç mağduru olan çocukların yüzdesinde ise 2014'ten 2016'ya %33'lük bir artış
kaydedilmiştir.11 Adalet Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, 2021 yılında çocuk istismarı
suçundan 16.171 mahkûmiyet kararı verilmiştir.12
Bu istatistikler, Türkiye'de çocuk cinsel istismarı sorununun niceliksel olarak büyüdüğünü
ortaya koymaktadır. Ancak, ensest gibi aile içi cinsel istismar vakalarının doğası gereği yüksek
oranda gizli kaldığı bilinmektedir. Bir rapora göre, ensest ilişkilerin yalnızca binde dördü
ortaya çıkmaktadır.7 Bu durum, resmi istatistiklerdeki artışın, gerçek vaka sayısındaki orantılı
bir artıştan ziyade, daha çok farkındalığın artması, bildirim mekanizmalarının iyileşmesi ve
adli yanıtın güçlenmesiyle ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Yani, buzdağının yalnızca
görünen kısmındaki artış, asıl sorunun çok daha büyük ve yaygın olduğunu, ancak daha fazla
vakanın nihayet gün yüzüne çıktığını göstermektedir. Bu tablo, ensestin derin toplumsal tabu
niteliğini ve bildirimdeki ciddi yetersizliği gözler önüne sermektedir.

